Geçen gün karşılaştığım çok güzel bir söz vardı kime ait olduğunu bilmeden öylece okumuştum ama onu ortaya koyan hangi yürek ise sonuna kadar övgüyü hak ediyor.
Çünkü “anne” sözcüğünü bu kadar güzel ve naif anlatan çok az söz duymuştum.
“Anne, herkesin yerinyi tutabilen ama kimsenin onun yerini tutamadığı kişidir.”
Annenin, insanın hayatındaki yeri ve önemini bu kadar güzel anlatabilecek kaç söz okudunuz veya duydunuz ya da kaç dilden bu kadar güzel tarif duyabildiniz?
Annelik, bütün güzel sıfatları içinde barındırır; hangi dilde olursa olsun.
Yeri gelince en iyi arkadaşınız oluverir, yeri gelince en büyük sırdaşınız oluverir, yeri gelir aynı gözyaşınının tadına varır, yeri gelir aynı kahkahayı atarsınız, yeri gelir bir ablalık görevi üstlenir, yeri gelir bir öğretmen edasıyla dikilir karşımıza.
Hatta benim gibi yetim olan biri için de yeri gelir bir baba olurverir...
Bunun gibi daha nicesi sayılabilir ancak kelam yetmez buna...
Her türlü sıkıntı veya üzüntü halinde ruhumuza iyi gelen ve dalgalı denizlerde sığındığız en güvenli limandır.
Elleriyle saçımızı okşayıp bir buse konduruvermesinin verdiği o huzuru hiçbir yerde bulunmazsınız. Dizleri en güzel uykuların gizlendiği bir hazinedir...
Kalp kırmamanın ne kadar önemli olduğunu hemen herkes bilir bu topraklarda ki Yunus Emre de bunu en güzel ifade edenlerdendir.
Çünkü orası çalabın tahtırdır ve orayı hep güzel tutmak gerekir. Peygamber efendimizin de şöyle bir sözü vardır anneler ile ilgili;
“Annenin gönlünü kıran büyük günah işlemiş olur.”
Ana rahmine düştükten ta ki bu dünyaya gözlerimizi açıncaya kadar ve bir ömrü tüketip de toprağa geri dönünceye kadar geçen o sürede bağımızın kopmadığı tek kişidir.
Onun kalp atışlarıfor duyduğumuz ilk ses ve ondandır ki bizi kucakladığında başımız sol tarafına yani kalbine denk geldiğinde huzur buluşumuz.
O yüzden peygamber efendimizin sözüne binaen duyunca huzur bulduğumuz o sesin kaynağını kırmayın ve hep sevin...
Can Yücel’in meşhur bir şiiri vardır babasına yazdığı, çoğunuz tarafında okunmuş veya duyulmuştur. Ona;
“Neden sürekli babanıza şiir yazıyorsunuz da annenize yazmıyorsunuz?” diye bir soru sorarlar.
Verdiği cevap ise her şeyi açıklar niteliktedir.
“Çünkü anneme şiir yazacak kadar büyük şair değilim.”
Daha ne denilebilir ki bu sözün üstüne.
Annenize, eşinize veya kız kardeşlerinize hatta bununların yanında bayanların hepsine aynı saygıyı gösterin çünkü onlar da birer anne adayıdır.
Ayaklarının altında saklı olan cenneti hak etmek o kadar da kolay değildir.
Bizler ne kadar hata yapsak da bizlere ne kadar kızsalar da yüreklerinde taşıdıkları ve yaradanın onlara bağışadığı en büyük servet olan merhamet duygusuyla bizleri her zaman affedip bağırlarına basarlar.
Neşet Ertaş’ın şu sözünü de hatırlatmadan geçmek üstada saygısızlık olurdu.
“Gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?”
Bir sevgiliye değil anneye duyulan özlemi dile getiren bir dizedir.
Aslında her sevdanın temelinde anneye duyulan sevgi yatar.
Biri sizi var ederken biri de yâr eder.
Anneliğin kutsallığını anlatmaya gücümüz ve ömrümüz yetmez ama onları bize verdiği sevgilerini bir nebze de olsa onlara iade edebiliriz.
Sadece bayram ve seyranı beklemeye gerek yok.
Her gün arayıp sesi duymak yeterli olacaktır.
Hele ki bu dönemde yapabilmek daha kolaydır.
Tüm zorluklar karşısında huzur bulduğumuz yegane kişidir annemiz.
Sizin derdinizle dertlenen, sevincinizle mutlu olan kaç kişi var ki bu hayatta?